Çöpe Atılacak Küf Dünyayı Değiştirdi! Bir Laboratuvar Hatası Milyonlarca İnsanın Hayatını Kurtardı

Çöpe Atılacak Küf Dünyayı Değiştirdi! Bir Laboratuvar Hatası Milyonlarca İnsanın Hayatını Kurtardı

Bazen bilim tarihinin en büyük dönüm noktaları, planlanmış deneylerin sonucunda değil, beklenmedik bir ayrıntının fark edilmesiyle ortaya çıkıyor.

1928 yılında Londra’daki bir laboratuvarda yaşanan olay da bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. İskoç bakteriyolog Alexander Fleming, bakteriler üzerinde yaptığı çalışmalar sırasında istemeden küflenen bir deney kabında son derece önemli bir ayrıntı fark etti.

Küfün çevresindeki bakteriler yok olmuştu.

İlk bakışta çöpe atılması gereken bozulmuş bir deney gibi görünen bu görüntü, yıllar içinde milyonlarca insanın hayatını kurtaracak penisilinin keşfine giden yolu açtı.

Her şey unutulmuş bir deney kabıyla başladı

Fleming, St. Mary’s Hospital’daki laboratuvarında Staphylococcus bakterileri üzerinde çalışıyordu. 1928 yılının eylül ayında kısa bir tatilin ardından laboratuvarına döndüğünde, deney kaplarından birinde istenmeyen bir küf oluştuğunu gördü.

Normal şartlarda bu tür bir numune kontaminasyon nedeniyle kullanılmaz hale gelmiş kabul edilebilirdi.

Ancak Fleming kabı hemen çöpe atmadı.

Dikkatini çeken şey, küfün bulunduğu bölgenin çevresindeki bakterilerin gelişmemiş olmasıydı. Küfün çevresinde adeta bakterilerin yaşayamadığı temiz bir alan oluşmuştu.

Fleming bunun sıradan bir küflenme olmadığını anladı ve araştırmaya başladı.

Yaptığı incelemelerde Penicillium cinsine ait küfün bakterilerin büyümesini engelleyen bir madde ürettiğini ortaya koydu. Bu maddeye de penisilin adını verdi.

Fleming keşfetti ama ilacı tek başına geliştiremedi

Burada hikâyenin önemli bir ayrıntısı bulunuyor.

Penisilinin keşfi ile etkili bir ilaç haline getirilmesi arasında yaklaşık 10 yıllık bir dönem vardı.

Fleming bulgularını 1929 yılında yayımladı. Ancak penisilin son derece kararsızdı ve saf halde yeterli miktarda elde edilmesi oldukça zordu. Bu nedenle keşif uzun süre beklenen etkiyi oluşturamadı.

Asıl büyük dönüşüm daha sonra Oxford Üniversitesi’nde gerçekleşti.

Patolog Howard Florey, biyokimyacı Ernst Boris Chain ve ekipleri, Fleming’in çalışmasını yeniden ele aldı. Araştırmacılar penisilini yoğunlaştırmayı ve saflaştırmayı başardı.

1940 yılında yapılan deneylerde penisilinin enfeksiyonlara karşı canlı organizmalarda da etkili olabileceği gösterildi. Böylece laboratuvar kabındaki ilginç gözlem, gerçek bir tedavi yöntemine dönüşmeye başladı.

İlk hastalarda etkisi görüldü, ancak ilaç yetmedi

Penisilinin insanlar üzerindeki ilk uygulamalarından biri 1941 yılında İngiltere’de gerçekleştirildi.

Ağır bir bakteriyel enfeksiyon geçiren bir hastaya penisilin verildiğinde kısa sürede iyileşme belirtileri görüldü. Fakat o dönemde ilacın miktarı son derece sınırlıydı.

Stokların tükenmesi nedeniyle tedavi sürdürülemedi.

Bu olay aslında bilim insanlarına başka bir sorunun kapısını açtı:

Penisilini işe yarayacak kadar üretmek yetmiyordu. Onu milyonlarca doz halinde üretebilmek gerekiyordu.

Savaş, penisilini laboratuvardan fabrikalara taşıdı

II. Dünya Savaşı sırasında penisiline duyulan ihtiyaç hızla arttı. Savaşta meydana gelen yaralanmaların yanı sıra bakteriyel enfeksiyonlar da askerler için ciddi bir tehdit oluşturuyordu.

İngiltere ve ABD’deki bilim insanları ve üreticiler, penisilinin daha yüksek miktarlarda üretilebilmesi için çalışmalar yürüttü.

Üretim yöntemlerinin geliştirilmesiyle küf, küçük laboratuvar kaplarından çıkarak büyük fermantasyon tanklarında yetiştirilmeye başlandı. Böylece penisilin deneysel bir maddeden gerçek anlamda kitlesel üretilebilen bir ilaca dönüştü.

Bu süreç, modern ilaç endüstrisinin gelişiminde de önemli bir dönüm noktası oldu.

1945’te Nobel geldi

Penisilinin keşfi ve tedaviye dönüştürülmesindeki katkıları nedeniyle Alexander Fleming, Howard Florey ve Ernst Boris Chain, 1945 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü birlikte aldı.

Nobel Komitesi, ödülü penisilinin keşfi ve çeşitli enfeksiyon hastalıklarındaki tedavi edici etkisi nedeniyle üç bilim insanına verdi.

Ancak bu hikâyenin belki de en dikkat çekici tarafı, Fleming’in keşfinin yalnızca bir “şans eseri” olarak görülmemesi gerektiği.

Evet, küf deney kabına tesadüfen girmişti.

Fakat milyonlarca insanın hayatını değiştiren sonuç, o küfün neden bakterileri öldürdüğünü fark eden bir bilim insanının dikkatinden ve ardından gelen yıllarca süren araştırmadan doğdu.

Küfün içinden çıkan fikir, antibiyotik çağını başlattı

Penisilin, bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde büyük bir devrim yarattı. Daha önce ölümcül olabilen çok sayıda enfeksiyon, antibiyotiklerle tedavi edilebilir hale geldi.

Ancak Fleming’in hikâyesinde bugün hâlâ geçerliliğini koruyan başka bir mesaj daha var.

Bilim insanı, 1945’teki Nobel konuşmasında bakterilerin penisiline karşı direnç geliştirebileceği konusunda uyarıda bulundu. Bugün antibiyotik direnci, dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor.

Yani yaklaşık bir asır önce laboratuvarda fark edilen o küçük küf, insanlığa hem büyük bir tedavi silahı kazandırdı hem de antibiyotiklerin bilinçli kullanılması gerektiğini hatırlatan bir ders bıraktı.

Bir başka ifadeyle, dünyayı değiştiren şey yalnızca deney kabındaki küf değildi. Asıl fark yaratan, herkesin çöpe atacağı bir ayrıntıya bakıp “Burada ne oluyor?” diye soran bir bilim insanıydı.

Etiketler: Penisilin, AlexanderFleming, Antibiyotik, Bilim, TıpTarihi, BilimTarihi, Sağlık, TıbbiKeşifler, İlaç, İnsanlıkTarihi


Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.