Sadece Bir Kupa Değil, Bir Var Oluş Mücadelesi
Dün gece ekran başında ya da o salonda olan herkes aynı şeyi hissetti: Bu sadece 5 sete sıkışmış bir voleybol maçı değildi. 16-25 kaybedilen ilk setin ardından geri dönmek, 12-25’lik o ağır üçüncü seti hafızadan silip dördüncü sete "biz bitti demeden bitmez" diyerek çıkmak, tam olarak Türk kadınının genetiğindeki o pes etmeyen ruhun sahadaki yansımasıydı.
İki kez geriye düşüp her defasında daha güçlü ayağa kalkmak, karar setinde 15-10’la zirveye kurulmak… Karar sayısı yere düştüğü an dökülen o gözyaşları, sahadaki kızlarımızın olduğu kadar evlerinde nefesini tutup ekran karşısında çırpınan milyonlarca kadının da gözyaşıydı.
Türk Kadınının Işığı ve Ortak Seincimiz
Bu takım, bu ülkedeki her bir kız çocuğuna "istediğin zaman, inandığın zaman yapamayacağın hiçbir şey yok" mesajını en net haliyle verdi. Kaptan Eda’nın sahadaki duruşu, Ebrar’ın bitmek bilmeyen hırsı, Zehra’nın duvardan farksız blokları ve tüm ekibin o adanmışlığı… Sahada ter döken her bir isim, Türk kadınının cesaretini, neşesini ve gücünü tüm dünyaya bir kez daha kanıtladı.
Dün gece sokaklara taşan o sevinç, sadece bir spor başarısının kutlaması değildi. O çığlıklar; emeğin, dayanışmanın, yan yana durmanın ve imkansız denileni başarmanın gururuydu. Sinan Erdem’de çınlayan "İzmir Marşı" da, kürsüde basına yansıyan o gururlu gülüşler de uzun süre hafızalarımızdan silinmeyecek.
Teşekkürler Filenin Sultanları. Bize bu haklı gururu, bu katıksız sevinci ve en çok da umut etmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu hatırlattığınız için.
Yorumlar (0)
Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.