Suriye’de Yeniden İmar Dönemi: Şam Yönetimi Savaşın Enkazından Yeni Bir Ekonomi Kurmaya Çalışıyor

Suriye’de Yeniden İmar Dönemi: Şam Yönetimi Savaşın Enkazından Yeni Bir Ekonomi Kurmaya Çalışıyor

Suriye’de Beşar Esad yönetiminin 2024 sonunda devrilmesinin ardından ülke, yalnızca siyasi bir geçiş sürecinden değil, aynı zamanda devasa bir yeniden yapılanma döneminden geçiyor. Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın son açıklamaları, Şam yönetiminin artık savaşın yaralarını sarmaktan öte, Suriye’yi bölgesel ticaret ve yatırım açısından yeniden konumlandırmayı hedeflediğini gösteriyor.

El-Şara, Suriye’nin yeniden imar ve inşa sürecine girdiğini belirtirken; enerji, altyapı, konut, sağlık, ulaştırma ve dijital altyapının öncelikli alanlar arasında bulunduğunu vurguluyor. Suriye yönetimi özellikle yabancı sermayeyi ülkeye çekerek, savaş nedeniyle büyük ölçüde tahrip olan şehirleri yeniden ayağa kaldırmayı planlıyor.

Yeniden imarın önündeki en büyük engeller

Suriye’nin karşı karşıya olduğu yıkımın boyutu oldukça büyük. Halep, Humus, Deyrizor ve Dera gibi kentlerin yanı sıra Doğu Guta gibi bölgelerde çok sayıda yerleşim alanı, altyapı tesisi ve kamu binası savaş sırasında ağır hasar gördü.

El-Şara yönetimi bu nedenle yeniden imarı iki farklı model üzerinden yürütmeyi planlıyor. Daha az hasar gören yerleşimlerde öncelik enkazların kaldırılması, altyapının onarılması, okul ve hastanelerin yeniden hizmete açılması ve insanların evlerine dönmesinde olacak. Yıkımın yüzde 90-100 seviyelerine ulaştığı bazı bölgelerde ise devletin tek başına finansman sağlamasının mümkün olmadığı belirtiliyor.

Planlanan modellerden biri, evlerini kaybeden vatandaşlara eski konutlarının büyüklüğüne denk yeni konutlar verilmesini, yatırımcıların ise ilave inşaat alanlarından yararlanmasını öngörüyor. Şam yönetimi bunun hem konut sorununu çözmesini hem de yeni şehir planlaması, istihdam ve ekonomik büyümeyi desteklemesini bekliyor.

Yaptırımların kaldırılması yatırım için kritik eşik

Suriye’nin yeniden yapılanmasının önündeki en önemli sorunlardan biri yıllardır uygulanan ekonomik yaptırımlardı.

Ancak 2026’da bu alanda önemli gelişmeler yaşandı. Avrupa Birliği, Esad rejimiyle bağlantılı kişi ve kuruluşlara yönelik bazı yaptırımları sürdürürken, Suriye’nin ekonomik toparlanmasını ve yeniden imarını desteklemek amacıyla ekonomik yaptırımların önemli bölümünü daha önce kaldırmıştı.

Daha da önemlisi, ABD 24 Ağustos 2026’da Suriye’yi 1979’dan beri bulunduğu “Terörizme Destek Veren Devletler” listesinden çıkardı. Reuters’a göre karar, Suriye’nin uluslararası finans sistemiyle yeniden bütünleşmesinin ve yabancı yatırımların önündeki önemli engellerden birinin kaldırılmasının yolunu açıyor.

Bu gelişme Şam açısından yalnızca diplomatik bir başarı değil, ekonomik açıdan da önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir.

Avrupa ve Körfez sermayesi Suriye’ye yöneliyor

Şam yönetiminin yatırım arayışında Avrupa ve Körfez ülkeleri öne çıkıyor.

Cumhurbaşkanı el-Şara’nın Almanya ziyareti sırasında Alman şirketleriyle ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve Suriyeli diasporanın Almanya’daki bilgi ve sermayesinden yararlanılması gündeme geldi. Suriye yönetimi özellikle enerji, altyapı ve sanayi alanlarında yabancı şirketlerin ilgisini çekmeye çalışıyor.

Temmuz ayında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Şam ziyareti sırasında da Suriye’nin yeniden inşası önemli gündem maddelerinden biri oldu. El-Şara, Fransız şirketlerini enerji, su, havacılık, ulaşım, sağlık ve altyapı projelerine katılmaya davet etti.

Bu tablo, Suriye’nin yeniden imarının yalnızca konut ve yol yapımından ibaret olmayacağını; enerji üretiminden limanlara, havaalanlarından dijital altyapıya kadar geniş bir ekonomik dönüşüm hedeflendiğini gösteriyor.

Telekomünikasyondan turizme yeni fırsatlar

Yeniden yapılanmanın ilk somut işaretlerinden biri dijital altyapı alanında görülüyor. Ağustos ayında Suriye Telekomünikasyon Kurumu, Kıbrıs Telekomünikasyon İdaresi ve UNIFI Communications arasında UGARIT 2 denizaltı kablosu için anlaşma imzalandı. Proje, Suriye’nin küresel dijital ekonomiye yeniden bağlanması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Turizmde de benzer bir hareketlilik görülüyor. The Times’ın aktardığı verilere göre Suriye 2026’nın ilk yarısında 3,52 milyon ziyaretçi ağırladı; uluslararası turist sayısındaki artış ise önceki yıla göre yüzde 448’e ulaştı. Palmira gibi savaş sırasında büyük zarar gören tarihi bölgelerde restorasyon çalışmaları da yeniden hız kazanıyor.

Turizm, Suriye açısından hem döviz geliri yaratabilecek hem de tarihi kentlerin restorasyonunu ekonomik faaliyetle birleştirebilecek sektörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Ancak yatırımcıların çekinceleri devam ediyor

Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen Suriye’nin kısa sürede büyük bir yatırım merkezine dönüşeceğini söylemek için henüz erken.

Uluslararası yatırımcıların önündeki sorunlar arasında güvenlik, bürokrasi, yolsuzluk, hukuki altyapının yeterliliği ve devletin ülke genelindeki kontrol kapasitesi bulunuyor. Al Jazeera’nın değerlendirmesine göre yaptırımların kaldırılması önemli bir engeli ortadan kaldırsa da yatırımın önünde hâlâ ciddi riskler bulunuyor.

Middle East Institute de Suriye’nin yeni yatırım mevzuatının yabancı sermayeyi çekmek için oldukça geniş teşvikler sunduğuna dikkat çekiyor. Ancak bu modelin uzun vadede devletin mali kapasitesi ve ekonomik egemenliği açısından bazı soru işaretleri yaratabileceği belirtiliyor.

Başka bir ifadeyle Suriye’nin sorunu artık yalnızca “para bulmak” değil. Bulunan sermayenin hangi koşullarda ülkeye gireceği, yatırımların kimlerin kontrolünde olacağı ve elde edilen ekonomik değerin toplumun hangi kesimlerine ulaşacağı da büyük önem taşıyor.

Güvenlik sorunu yeniden imarın kaderini belirleyebilir

Suriye’nin ekonomik geleceği bölgesel güvenlik gelişmelerinden de bağımsız değil.

Son dönemde İsrail ile Suriye arasındaki gerilim yeniden yükselirken, Türkiye’nin Suriye’deki askeri ve güvenlik rolü de bölgesel rekabetin önemli başlıklarından biri haline geldi. Ağustos ayında İsrail’in Ebu Zuhur hava üssüne yönelik saldırısı, Şam’ın güvenlik ve askeri altyapısını yeniden oluşturma çabalarının ne kadar hassas bir ortamda yürütüldüğünü ortaya koydu.

Dolayısıyla Suriye’nin ekonomik yeniden yapılanması için yalnızca yabancı sermaye ve yaptırımların kaldırılması yeterli olmayacak. Ülkenin istikrarlı bir güvenlik ortamına kavuşması da yatırımcı güveninin oluşmasında belirleyici olacak.

Suriye için tarihi bir fırsat mı?

Suriye bugün son derece çelişkili bir tabloyla karşı karşıya. Bir tarafta savaşın ve ekonomik çöküşün ağır mirası, diğer tarafta uluslararası toplumla yeniden bütünleşme ve yatırım çekme fırsatı bulunuyor.

ABD’nin terör listesinden çıkarma kararı, Avrupa’nın ekonomik açılımı, Körfez ülkelerinin yatırım ilgisi ve Fransa ile Almanya gibi Avrupa ülkeleriyle gelişen ekonomik ilişkiler Şam yönetimine önemli bir hareket alanı sağlıyor.

Ancak Suriye’nin yeniden inşası birkaç büyük proje veya birkaç milyar dolarlık yatırımla tamamlanabilecek bir süreç değil. Ülkenin konut, enerji, elektrik, su, ulaşım, sağlık, eğitim ve sanayi altyapısının aynı anda yeniden kurulması gerekiyor.

Bu nedenle el-Şara’nın “yeniden imar” söylemi, Suriye için yalnızca fiziksel bir inşaat döneminin başlangıcı değil; aynı zamanda ülkenin ekonomik modelinin, uluslararası ilişkilerinin ve bölgesel konumunun yeniden şekillenmesi anlamına geliyor.

Suriye’nin önündeki asıl soru ise şu: Yıkılmış bir ülkeyi yeniden inşa etmek mümkün mü? Evet. Fakat bu yeniden inşanın sürdürülebilir olması, güvenlik ve hukuk düzeninin kurulmasına, yatırımların şeffaf biçimde yönetilmesine ve ekonomik büyümenin toplumun geniş kesimlerine ulaşmasına bağlı olacak

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.