Almanya’da AfD depremi: Gurbetçileri de yakından ilgilendiren seçim sonucu
Almanya’da dün sandıktan çıkan sonuç, yalnızca Saksonya-Anhalt eyaletinin siyasi tablosunu değiştirmedi. Aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD), yüzde 43,8 oyla açık ara birinci çıkarak ülke siyasetinde yeni bir dönemin kapısını araladı.
6 Eylül’de yapılan Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi seçiminde AfD, 2021’de aldığı yüzde 20,8’lik oy oranını iki katından fazla artırdı. Başbakan Friedrich Merz’in partisi CDU ise yüzde 17,2’ye kadar gerileyerek tarihi bir yenilgi yaşadı. SPD yüzde 9,3, Yeşiller yüzde 8,9, Sol Parti yüzde 8,6 ve BSW yüzde 5,3 oy aldı. FDP ise yüzde 2,6’da kalarak meclis dışında kaldı.
Seçimin dikkat çeken bir başka sonucu ise katılımın yüksekliği oldu. Seçmenin sandığa güçlü biçimde gitmesi, ortaya çıkan tablonun yalnızca protesto oylarından ibaret olmadığını ve eyalette ciddi bir siyasi yön değişimi yaşandığını gösteriyor.
AfD kazandı ama tek başına yönetemiyor
İlk bakışta yüzde 43,8’lik sonuç AfD’nin eyaleti tek başına yöneteceği anlamına gelebilir. Ancak Almanya’nın parlamenter sisteminde asıl kritik konu sandalye dağılımı.
AfD, 83 sandalyeli eyalet meclisinde mutlak çoğunluk için gereken sayının altında kaldı. Üstelik CDU başta olmak üzere diğer büyük partiler AfD ile koalisyon yapmayacaklarını açıkça ortaya koymuş durumda. Bu nedenle seçim zaferine rağmen hükümetin nasıl kurulacağı hâlâ önemli bir soru işareti.
İşin ilginç tarafı burada başlıyor.
AfD’nin eyalette hükümet kurabilmesi için ya başka bir partinin desteğine ihtiyacı olacak ya da siyasi dengeleri zorlayacak yeni bir formül bulması gerekecek. AfD’nin başbakan adayı Ulrich Siegmund ise seçim öncesinde koalisyon yerine tek başına iktidar hedefini öne çıkarmıştı.
Dolayısıyla önümüzdeki günlerde Saksonya-Anhalt’ta yaşanacak hükümet kurma süreci, seçim sonucunun kendisi kadar önemli olacak.
Peki gurbetçileri neden ilgilendiriyor?
Asıl dikkat edilmesi gereken nokta burası.
Saksonya-Anhalt, Almanya’daki Türk nüfusunun en yoğun olduğu eyaletlerden biri değil. Dolayısıyla bu seçim sonucunu doğrudan “Türklerin yaşadığı bölgelerde AfD kazandı” şeklinde yorumlamak doğru olmaz.
Fakat sonuçların Almanya genelindeki siyasi atmosfer açısından önemli bir anlamı var.
AfD’nin seçim kampanyasının merkezinde göç, iltica, sınır politikaları, entegrasyon ve Almanya’nın kültürel kimliği vardı. Parti, Saksonya-Anhalt için hazırladığı programda iltica başvuruları yapan kişilere yönelik daha sert uygulamalar, sınır dışı politikalarının güçlendirilmesi ve entegrasyon politikalarının yeniden şekillendirilmesi gibi öneriler ortaya koydu.
Bu politikaların tamamının eyalet yönetimi tarafından tek başına hayata geçirilmesi mümkün değil. Çünkü vatandaşlık, göç ve iltica hukukunun önemli bölümü federal hükümetin yetkisinde.
Ancak eyalet yönetimleri de eğitim, polis teşkilatı, kamu yönetimi, sosyal hizmetlerin uygulanması ve bazı entegrasyon politikalarında önemli yetkilere sahip.
Bu nedenle Almanya’da yaşayan göçmenler açısından mesele sadece “AfD kaç oy aldı?” sorusundan ibaret değil.
Türkler açısından asıl soru: Sırada ne var?
Almanya’daki Türk toplumunun önemli bir bölümü artık yalnızca göçmenlerden oluşmuyor. Almanya’da doğmuş, Alman vatandaşlığı bulunan ve ülkenin siyasi hayatına doğrudan katılan milyonlarca insan var.
Bu nedenle AfD’nin yükselişi, Almanya’daki Türkleri yalnızca “göçmen politikaları” açısından değil, siyasi temsil ve toplumsal iklim açısından da ilgilendiriyor.
Özellikle göçmen kökenli seçmenlerin geleneksel partilerden uzaklaşması Almanya siyasetindeki önemli tartışmalardan biri. DW Türkçe’nin aktardığı DeZIM araştırmasına göre göç kökenli seçmenler siyasi partilere genel olarak daha mesafeli hale gelirken, bu grupta en yüksek desteği SPD alıyor.
Bu tablo, Almanya’daki Türk seçmenin önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanabileceğine işaret ediyor.
Çünkü merkez partiler göçmen kökenli seçmeni kaybetmeye devam ederken, AfD’nin yükselişi siyasi tartışmanın eksenini de sağa çekiyor.
AfD’nin yükselişi Berlin’i de sarstı
Saksonya-Anhalt küçük bir eyalet olabilir. Ancak sandıktan çıkan sonuç Berlin açısından çok daha büyük.
CDU’nun 2021’de yüzde 37,1 oy aldığı eyalette bu kez yüzde 17,2’ye düşmesi, Başbakan Friedrich Merz açısından ciddi bir siyasi uyarı niteliğinde. AfD’nin yüzde 43,8’e çıkması ise yalnızca bölgesel bir başarı olarak görülmüyor.
Çünkü Almanya’da AfD’nin yükselişi artık yalnızca doğu eyaletlerinin problemi olmaktan çıkmış durumda.
Partinin ulusal düzeyde de CDU’yu zorlayan bir siyasi güce dönüşmesi, Merz hükümeti üzerindeki baskıyı artırıyor.
Bu nedenle Saksonya-Anhalt seçimi, 2029’daki federal seçimlere giden yolda önemli bir erken uyarı olarak değerlendiriliyor.
Göç politikası daha da sertleşebilir mi?
Seçimin ardından Almanya’daki en büyük tartışmalardan biri bu olacak.
AfD’nin Saksonya-Anhalt programında göç ve iltica konusunda oldukça sert öneriler bulunuyor. Parti, eyalet düzeyinde sınır dışı işlemlerinin hızlandırılmasını, sığınmacılar için çalışma yükümlülüğü gibi uygulamaları ve entegrasyon politikasında ciddi değişiklikleri savunuyor.
Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:
AfD’nin seçim programında yazan her şeyin yarın uygulanması mümkün değil.
Bir kısmı federal yasaların değiştirilmesini gerektiriyor. Bir kısmı ise hukuki ve anayasal sınırlarla karşı karşıya kalabilir.
Dolayısıyla Almanya’da yaşayan Türkler açısından bugün için “AfD kazandı, göçmenlerin hakları değişti” demek doğru değil.
Ama siyasi rüzgârın yön değiştirdiğini söylemek mümkün.
Sandıktan çıkan mesaj çok net
Saksonya-Anhalt seçmeninin verdiği mesajı yalnızca AfD’nin başarısıyla açıklamak eksik olur.
Ekonomik sorunlar, hayat pahalılığı, göç politikası, güvenlik endişeleri ve federal hükümete yönelik memnuniyetsizlik seçim kampanyasının önemli başlıklarıydı. Alman kamu yayıncısı Tagesschau da seçim öncesi ekonomik durum ve artan fiyatların seçmen davranışında önemli rol oynadığına dikkat çekti.
Yani sandıktaki tablo, bir anlamda merkez siyasete yönelik tepkinin de sonucu.
Fakat bu tepkinin adresi artık yalnızca sandıkta kalmayabilir.
AfD’nin yüzde 43,8’e ulaşması, Almanya’daki diğer partileri de göç, güvenlik ve ekonomi başlıklarında daha sert politikalar geliştirmeye zorlayabilir.
Gurbetçiler için önümüzdeki dönem daha önemli
Almanya’da yaşayan Türkler açısından asıl önemli gelişme, Saksonya-Anhalt’ta kimin başbakan olacağından çok, bu seçim sonucunun ülke genelindeki siyasi tartışmayı nasıl değiştireceği olacak.
Çünkü Almanya’da yaşayan milyonlarca insan için göç ve entegrasyon artık yalnızca seçim dönemlerinde konuşulan bir konu değil. Eğitimden iş hayatına, vatandaşlıktan sosyal politikalara kadar günlük hayatın birçok alanına dokunan bir mesele.
AfD’nin tarihi yükselişi de bu tartışmanın daha da sertleşeceğini gösteriyor.
Şimdi gözler Saksonya-Anhalt’ta hükümetin nasıl kurulacağında ve özellikle CDU’nun bu tarihi yenilginin ardından nasıl bir yol izleyeceğinde.
Dünkü seçim Almanya’da iktidarı değiştirmedi. Ancak siyasi dengeleri ciddi biçimde değiştirdi.
Ve belki de seçim gecesinin en önemli mesajı şu:
AfD artık Almanya siyasetinin kenarında duran bir parti değil. Merkez siyasetin kapısını zorlayan en güçlü aktörlerden biri haline gelmiş durumda.
Almanya’daki Türk toplumu için ise bundan sonraki soru çok daha kritik:
Siyasi merkez sağa kayarken, milyonlarca göçmen kökenli seçmen bu yeni Almanya’da kendisini hangi partinin yanında görecek?
Etiketler: Almanya, Almanya seçimleri, AfD, Saksonya-Anhalt, gurbetçiler, Almanya Türkleri, Türkler, göçmenler, Friedrich Merz, Avrupa
Yorumlar (0)
Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.