Melih Gökçek soruşturması neden bu kadar dikkat çekti? Asıl mesele paranın nereye gittiği değil, nereden geldiği

Melih Gökçek soruşturması neden bu kadar dikkat çekti? Asıl mesele paranın nereye gittiği değil, nereden geldiği

Türkiye siyasetinin uzun yıllardır en tartışmalı isimlerinden biri olan eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında başlatılan yeni soruşturma, yalnızca bir adli süreç olarak görülmüyor. Çünkü soruşturmanın konusu kadar, kim hakkında ve hangi şartlarda başlatıldığı da kamuoyunun dikkatini çekiyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Gökçek hakkında yurtdışındaki şirketlere para aktarılıp aktarılmadığının ve bu konudaki maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla resen soruşturma başlattı. Gelişmenin dikkat çekmesinin temel nedeni de tam olarak burada yatıyor.

30 bin avrodan milyonlarca avroluk varlığa

Tartışmanın merkezinde, Melih Gökçek ve ailesinin Almanya'da kurduğu şirketle ilgili finansal hareketler bulunuyor.

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre şirket 2022 yılında Almanya'nın Köln kentinde 30 bin avro sermayeyle kuruldu. İlk dönemde şirketin herhangi bir çalışanının ve cirosunun bulunmadığı, 2023 yılında ise gayrimenkul varlığının olmadığı aktarılıyor.

Ancak sonraki dönemde tablo değişiyor.

Şirketin 2024 yılında yaklaşık 3,86 milyon avro değerinde gayrimenkul varlığına ulaştığı belirtiliyor. Ayrıca Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde ticari gayrimenkul yatırımları ve Lüksemburg'da yüksek bedelli bir alışveriş merkezi satın alma girişimi de gündeme geliyor.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:

Bir şirketin kısa sürede büyümesi veya yurtdışında gayrimenkul satın alması tek başına suç anlamına gelmez.

Asıl cevaplanması gereken soru, bu büyümenin hangi finansmanla gerçekleştiğidir.

Soruşturmanın kilit sorusu: Kaynağın izine ulaşılabilecek mi?

Kamuoyunun merak ettiği nokta aslında oldukça basit:

Şirketin finansal büyümesini sağlayan para nereden geldi?

Bu sorunun cevabı banka hareketleri, şirket kayıtları, gayrimenkul alım-satım belgeleri, sermaye transferleri ve varsa diğer finansal kaynakların incelenmesiyle ortaya çıkabilir.

Dolayısıyla soruşturmanın sonucunu beklemeden herhangi bir kişi veya aile hakkında suç isnadında bulunmak doğru olmaz.

Ancak aynı şekilde, kamuoyunun sorduğu soruları yalnızca "şirket kurmak suç değil" diyerek geçiştirmek de yeterli değildir.

Çünkü tartışmanın konusu şirket kurulması değil; sermaye ile ortaya çıkan servet arasındaki ilişkinin açıklığa kavuşturulmasıdır.

Gökçek ismi neden farklı bir ağırlık taşıyor?

Melih Gökçek, Türkiye'de sıradan bir siyasetçi değil.

1994 yılında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Gökçek, farklı siyasi partiler çatısı altında uzun yıllar Ankara'yı yönetti ve 2017 yılında görevinden ayrıldı. Dolayısıyla kamu hayatındaki geçmişi onlarca yıla uzanan bir siyasi aktörden söz ediyoruz.

Bu nedenle ailesinin yurtdışındaki ekonomik faaliyetleri de doğal olarak kamuoyunda daha fazla merak uyandırıyor.

Buradaki temel mesele ise kişisel servet tartışmasından daha büyük:

Siyaset ile servet arasındaki sınır nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Türkiye'de asıl sınav soruşturmanın kendisi değil, sonucu olacak

Bu soruşturmanın kamuoyu açısından en önemli tarafı, başlatılmış olması kadar nasıl sonuçlandırılacağı.

Eğer yapılan incelemeler sonucunda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmuyorsa bunun da açık ve şeffaf biçimde ortaya konulması gerekir.

Eğer hukuka aykırı finansal hareketler tespit edilirse, bunun da aynı açıklıkla ortaya konulması gerekir.

Başka bir ifadeyle mesele yalnızca soruşturma açılması değil; soruşturmanın sonunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.

Çünkü Türkiye'de son yıllarda siyasi aktörler hakkında açılan soruşturmalar konusunda kamuoyunun en büyük beklentisi aynı: Aynı hukuk kuralları herkes için eşit uygulanıyor mu?

Siyasi kimlik değil, belge konuşmalı

Bu noktada en sağlıklı yaklaşım, soruşturmayı siyasi tarafgirlik üzerinden değerlendirmek yerine belgeler üzerinden takip etmek.

Gökçek'i savunanlar da eleştirenler de aynı noktada buluşabilmeli:

Varsa suçun ortaya çıkarılması, yoksa da kişinin aklanması gerekir.

Hukuk devletinin temel ölçüsü tam da budur.

Bir siyasetçinin hangi partiye yakın olduğu, geçmişte hangi görevlerde bulunduğu veya bugün kimlerle siyasi ilişki içerisinde olduğu soruşturmanın sonucunu belirlememeli.

Son sözü belgeler, deliller ve hukuk söylemeli.

Şimdi gözler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın resen başlattığı soruşturma, bu nedenle yalnızca Melih Gökçek ailesinin mali hareketleri açısından değil, Türkiye'de siyasi geçmişi güçlü isimler hakkında yürütülen adli süreçlerin güvenilirliği açısından da önem taşıyor.

Önümüzdeki süreçte asıl merak edilenler ise belli:

Şirketin finansmanı nasıl sağlandı?

Yurtdışına hangi kaynaklardan para aktarıldı?

Gayrimenkul yatırımlarının finansmanında hangi yöntemler kullanıldı?

Ve en önemlisi, yapılan incelemeler sonunda hukuken açıklanması gereken bir durum ortaya çıkacak mı?

Bu soruların cevabı ortaya çıktığında tartışmanın da yönü değişecek.

Şimdilik yapılması gereken ise hüküm vermek değil, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını beklemek.

Çünkü bu dosyada en önemli sonuç, kimin haklı çıktığı değil; gerçeğin bütün yönleriyle ortaya konulması olacak.

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.